Tim Burton'dan bir şekerleme: Sweeney Todd: Fleet Sokağının Şeytan Berberi
Müşterilerinin boğazını kesen ve sonra da, fırıncı Bayan Lovett'ın (Helena Bonham Carter) yardımıyla cesetleri parçalayıp et turtası olarak, ağzının suyu akan ve fakat asla durumdan şüphelenmeyen insanlara servis eden seri katil / berber Sweeney Todd'un (Johnny Depp) hikayesi. Bir müzikalden daha ne istersiniz? Kısacası, gore meraklıları, 19. yüzyıl Londra'sında geçen Fleet Sokağının Şeytan Berberi için hazırlıklı olunuz; filmin yüzde doksanı şarkılarla geçiyor. Ve bu şakıma işinin çoğunu da, daha önce perdede tek nota söylememiş olan Depp yapıyor. Ki efsane Stephen Sondheim'ın dönüm noktası niteliğindeki müzikali, eğitimli opera yıldızlarının bile gözünü korkutur. Bir felaket reçetesi? Öyle sanın. Onun yerine, Sweeney Todd baştan sona müthiş: korkutucu, canavarca komik ve melodik biçimde tüyler ürpertici. Ve Depp, tek kelimeyle, muazzam. Deppe elbette Pavarotti değil ve olmaya da çalışmıyor, ama onun baritonunda berraklık, özel bir tını ve duygusal bir güç var. Depp oyunculuk ve şarkı söyleme arasındaki arasındaki çizgiyi siliyor ve onların karışımını, filmi ateşleyen şey haline getiriyor. Oscar, bir kenara not al. Bu Sweeney kanlı bir mucize; Sondheim'ın en heyecan verici bestelerinin kanatlarında uçarken yürekten ve epik, korkunç ve yürek burkucu. Burton gerçek bir hayalperest, ve görüntü yönetmeni Dariusz Wolski'nin, kostüm büyücüsü Colleen Atwood'un ve prodüksiyon tasarımcısı Dante Ferretti'nin yardımıyla, bir sahne müzikalini perdeye aktarmada yeni bir altın standart oluşturuyor. Burton, başrollerinde Len Cariou ve Angela Lansbury'yle 1979'da Broadway açılışını yapan Sweeney Todd'un o zamandan beri dokunulmaz olduğunu biliyor. Sondheim'ın bestelerinin kutsal ferman yerine konduğunu da biliyor. Ve yine de, Burton ve senarist John Logan (Gladyatör) bazı şarkıları silmişler, karakterleri azaltmışlar ve hikayeyi Sweeney'nin intikam ihtiyacına odaklı tutmak için üç saatlik gösterinin bir saatini kesmişler. Peki bizim oğlan neye bu kadar kızmış? Genç bir berberken karısının ve kız bebeğinin üzerine titrermiş. Karısının güzelliği Beadle Bamford'un şahsında kanun tarafından korunan sapık Yargıç Turpin'in (süper bir şekilde tüyler ürpertici Alan Rickman) ilgisini cezbetmiş. Düzmece bir mahkumiyet berberi bir Avustralya hapishanesine gönderdiği gibi yargıcı da tecavüz moduna geçirmiş.
Onbeş yıl sonra, Sweeney tekrar Londra'da; saçında, teninin ölümcül solukluğuna uygun, beyaz bir parça var. Eski ev sahibesi Bayan Lovett, ona karısının delirip intihar ettiğini ve yargıcın şimdi de Johanna'yla (Jayne Wisener), Sweeney'nin kız kardeşiyle evlenmeyi planladığını anlatıyor. Tuzak, bu. "My Friends" adlı düette, Sweeney jiletine duyduğu tutkuyu ifşa ederken ("Sonunda sağ kolum yeniden bir bütün"), Bayan Lovett da Sweeney'ye duyduğu aşkın şarkısını söylüyor. Sweeney, Sacha Boren Cohen'in oynadığı rakip berber Pirelli'yi alt ederek berberlik şöhretini geri alıyor ve yargıcı kendi berber koltuğuna çekiyor. İkisi, Sondheim'ın en tatlı baladlarından birini ("Pretty Women") söylüyorlar, ama berber bıçağını kötü adamın boğazına dayayamadan, Johanna'ya aşık genç bir denizci araya giriyor ve yargıç apar topar kaçıyor. Sweeney dişlerini gıcırdatıyor ve en güçlü marşında ("Epiphany"), bütün insanlıktan intikam almak için and içiyor. Dilenci bir kadın (Laura Michelle Kelly) "ateşler içinde bir şehrin" şarkısını söylerken, cesetleri ve et turtalarını sıraya dizmeye başlayabilirsiniz.
Burton'ın kanı kullanış biçimi dışavurumcu, gerçekçi değil. Ama ahlak taslayanlar hala R-reytingi ('18 yaşından küçükler izleyemez') için mızırdanıyor. Ne zaman bu kadar ürkek bir halk haline geldik? Bu mükemmelen tasarlanıp uygulanmış film bir zirveden diğerine koşuyor. Karanlık biçimde leziz Bonham Carter, eğitimsiz bir sesi gösterişçi tekniklerden ziyade gerçeğe bağlamada Depp'le rekabet ediyor. Bayan Lovett perdeyi renkle canlı hale getiren "By the Sea" şarkısında imkansızı, Sweeney'den tutkusunun karşılığını almayı hayal ederken Bonham Carter komik ve dokunaklı. Sonradan, genç çırağı Toby'nin (kusursuz Ed Sanders) ölüm fermanını imzalamadan hemen önce onun için mırıldandığı sadakat baladı "Not While I'm Around"da, soğuk bir ürperti estiriyor. Film trajik yolunda ilerlerken, Depp patlayıcı bir zafer daha kazanıyor. Kana bulanmış halde, Sweeney nihayet duyguları tarafından yutulmuş, ve Depp karakterin kederli kalbini buluyor. Nefes kesici güzellik ve dehşette, sersemletici bir an.














Danos tu comentario
Yorum Gönder